“Habib-i Neccar’ın Hikayesiyle Hatay’ın Yıkılmayan Ruhu”

6 Şubat 2023’te yaşanan deprem, yalnızca ülkemizin değil, hepimizin kalbinde derin yaralar açtı. İnsani yardım operasyonlarında görev almak, hayatımı derinden şekillendiren, unutulmaz hikâyeler ve değerli derslerle dolu bir yolculuk oldu.  Aylarca Hatay’da sahadaydım; enkazlar arasında dolaşırken insanların tarifsiz acılarına tanık oldum, dayanışmalarına hayran kaldım ve inançlarından ilham aldım. Her karşılaştığım kişi, birer direniş ve umut hikâyesiydi. Ancak içlerinden biri, Türkan Teyze’nin hikâyesi, kalbimde silinmez bir iz bıraktı.

Hatay’da Habib-i Neccar Camii çevresine ilk adım attığımda, sanki geçmişle şimdi arasında bir boşluğa düşmüş gibi hissettim. Bir zamanlar kalabalığın, kahkahanın, pazarlık seslerinin yankılandığı bu işlek caddeler şimdi derin bir sessizliğe bürünmüştü. Sessizlik öyle yoğundu ki bir insanın adımları bile yankı yapıyordu. Harabeler arasında hâlâ dimdik ayakta duran bir ev gördüm. Depremden sonra hayatta kalan bu tek yapı, adeta geçmişin ve hafızanın nöbetini tutuyordu.

Bir zamanlar ihtişamıyla göz kamaştıran bu kutsal mekân, şimdi enkazın altında yitip gitmişti. Caminin yıkılmış minaresi ve taşlarla kaplanmış avlusu arasında yürürken gözüm, imamın namaz kılmak için kullandığı köşeye yani mihraba ilişti. O köşe yere serilmişti. Sanki sadece taşlar değil, koca bir tarih yere düşmüştü. İçimden bir dua mırıldanırken, yanı başımda duran Türkan Teyze, sessizliği bozdu:

“Evladım” dedi, “bu cami sadece bir bina değildi. Burası bizim geçmişimiz, bizim hikâyemizdi. Habib-i Neccar’ın hikâyesini bilir misin?”

Başımı iki yana salladım, bilmiyordum. Gözlerindeki yaşlarla anlatmaya başladı:

“Habib-i Neccar, Hz. İsa’nın elçileriyle buluşmuş, onların anlattıklarına inanmış ulu bir zatmış. Halkına doğru yolu göstermeye çalışmış. Onlara, ‘Bu insanlar Allah’ın elçileridir, onları dinleyin,’ demiş. Ama kavmi onu dinlememiş, hatta ona düşman olmuş. Habib-i Neccar, inancından vazgeçmemiş ve sonunda asılarak idam edilmiş. Bugün bu caminin olduğu yer onun adını taşıyor. Onun dirayeti, inancı ve fedakârlığı bu toprakların tarihine kazınmıştır.”

Derin bir nefes aldı ve ekledi:

“Deprem yalnızca taşları değil, geçmişimizi de yerle bir etti gibi geliyor bazen. Ama Habib-i Neccar’ın hikâyesi bana hep hatırlatır ki, doğru bir şeyler uğruna dimdik durmak, yerle bir olmuş bir dünyada bile bir umut ışığıdır.”

Yeşim Arslanoğlu